|
|
|
|
|
İŞVEREN REHBERİ
|
|
İşveren Kontrol Numarası |
|
İşveren
Sicil Numarası İçin Kontrol Numarası Sorgulama
|
|
Gecikme Zammı Hesaplama |
|
Gecikme Zammı Hesaplama
|
|
Yasal Süre İçinde Verilmeyen İşe Giriş Bildirgesine İdari Para Cezası Uygulanması |
|
İşverene yasal süresinde vermediği her bir işe giriş bildirgesi için aylık asgari ücret tutarında, bildirilmeyen sigortalıların (yabancı uyrukluların) çalışma izninin olmaması durumunda asgari ücretin iki katı tutarında idari para cezası uygulanır.
Kuruma verilen sigortalı işe giriş bildirgeleri ile sigortalıların, naklen ve hizmet akdi ilişkisi sona ermeden aynı işverenin Kurumun aynı ya da başka sigorta il/sigorta müdürlüğünce tescil edilmiş diğer işyerinde çalışması halinde, bu işyerinden yasal süresi içinde Kuruma verilmeyen işe giriş bildirgelerinden dolayı işverene idari para cezası uygulanmamaktadır.
|
|
Sigortalıların İşe Giriş Bildirgelerinin Kuruma Verilmesi |
|
İşverenler işe alacakları sigortalıları işe başlatmadan önce nüfus cüzdanlarına göre üçer nüsha ve fotoğraflı olarak düzenleyecekleri sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirirler veya iadeli taahhütlü olarak gönderirler.
İşe giriş bildirgelerinin verilmesi gereken son günün tatile rastlaması halinde bildirgeler tatili izleyen ilk iş günü mesai bitimine kadar da verilebilir.
İşverenlerin sigortalıları bildirmelerindeki genel kural, bunların işe başlatılmadan önce Kuruma bildirilmesidir. Ancak, işyeri ve işin çeşitli özellikleri göz önünde bulundurularak, bu konuda kimi istisnai düzenlemelere yer verilmiştir. Buna göre;
İnşaat işyerlerinde (işyeri numarasındaki işkolu kodu 4'le başlayan işyerleri) işe başlatılacak kimseler için, işe başlatıldığı gün,
İlk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde (inşaat işyerleri dahil) işe alınanlar için, en geç bir ay içinde
Dışişleri Bakanlığının sigortalı olarak yurtdışı göreve atanan personeli için, en geç üç ay içinde,
Yabancı ülkelere sefer yapan ulaştırma araçlarına sefer esnasında alınarak çalıştırılan kimseler için, her halükarda işe alınış tarihinden itibaren dört ayı geçmemek üzere, araçla Türkiye'ye dönüş tarihinden itibaren bir ay içinde,
Sosyal güvenlik sözleşmesi akdedilmemiş ülkelerde iş üstlenen Türk işverenlerle imzalanan Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Topluluk Sigortası Tip Sözleşmesi uyarınca topluluk sigortasına kabul edilen sigortalıların işe giriş tarihlerinden itibaren bir ay içinde,
Maliye Bakanlığının vizesine bağlı olarak kamu işyerlerinde çalışacak sigortalıların sigortalı işe giriş bildirgelerinin vize işleminin gerçekleştirildiğine ilişkin yazının, ilgili kuruluşa intikal ettiği günü izleyen ilk mesai günü,
4046 sayılı Yasa uyarınca özelleştirilen işyerlerinden diğer kamu kurum ve kuruluşlarına naklen atanan sözleşmeli veya kapsam dışı personele ait sigortalı işe giriş bildirgelerinin, sigortalıların nakledildikleri kamu kurum ve kuruluşunda işe başladıkları mesai günü,
Kuruma verilmesi gerekmektedir.
İşe giriş bildirgelerinden fotoğraflı olan birinci nüsha sigortalının nüfus cüzdanının bir fotokopisi ile birlikte Kurumca alınır. Sigorta sicil numarası, alındığı tarih ve genel evrak numarası işlenen bildirgelerin iki nüshası ise, biri sigortalıya verilmek, biri de saklanmak üzere işverene iade edilir. İlk defa sigortaya tabi olacak sigortalılara sicil kartı düzenlenmesi için Kurumda kalacak bildirgeyle birlikte bir fotoğraf daha verilir.
|
|
İş Kazası Nedir? |
|
Sosyal Sigortalar Kanunu hükümlerine göre;
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla,
c) Sigortalının işveren tarafından görevle başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Emzikli kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında,
Meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaya iş kazası denilmektedir.
Olayın iş kazası sayılabilmesi için, bu beş hal ve durumdan birinde meydana gelmesi yeterlidir.
|
|
İşverenin İş Kazası Halinde Yükümlülükleri |
|
İşveren, işkazasına uğrayan sigortalıya, Kurumca işe el konuncaya kadar, durumunun gerektirdiği sağlık yardımlarını yapmakla yükümlüdür. Bu amaçla yapılan ve belgelere dayanan masraflarla, yol paraları Kurum tarafından işverene ödenir.
Bu yükümlerin yerine getirilmesindeki savsama ve gecikmeden dolayı sigortalının tedavi süresinin uzamasına, malül kalmasına veya malullük derecesinin artmasına sebep olan işveren, Kurumun bu yüzden uğrayacağı her türlü zararı ödemekle yükümlüdür.
|
|
İşverenin İş Kazasını Kuruma Bildirme Yükümlülüğü |
|
İşveren, işkazasını, o yere yetkili zabıtasına derhal ve Kuruma da en geç kazadan sonraki iki gün içinde yazı ile bildirmekle yükümlüdür. Bu bildirme örneği Kurumca hazırlanan haber verme kağıtları doldurulup verilerek yapılır.
Kanun koyucu, işkazasına uğrayan sigortalının mümkün olan ve en kısa zamanda tedavi altına alınmasını sağlamak amacıyla işvereni, iş kazasını kazadan sonraki iki gün içinde bildirmekle yükümlü kılmıştır.Kanun metninde belirtilen haber verme kağıdı vizite kağıdıdır.
İşkazası, zabıta(jandarma-polis) güçlerinden herhangi birisine değil, kazanın olduğu yere göre, bunlardan hangisi görevliyse onun yetkili karakoluna bildirilir.
Kurumumuz sağlık tesislerinin Sağlık Bakanlığına devrine kadar işkazası sonucu işveren tarafından düzenlenen ve işkazası bölümünde gerekli bilgilerin yazılı olduğu vizite kağıdı ile muayene ve tedavi için Kurum sağlık tesislerine yapılan başvurular 506 sayılı Kanunun 27 nci maddesine göre Kuruma yapılmış sayıldığından 20.02.2005 tarihinden sonra Sağlık Bakanlığı sağlık tesislerine yapılmış başvurular Kuruma yapılmış başvuru olarak kabul edilemeyeceğinden işverenin işkazasını ayrıca Kuruma yasal süresi içerisinde sözkonusu madde gereğince bildirmesi gerekmektedir.
|
|
İşkazasının Eksik veya Yanlış
Bildirilmesi |
|
İşverenin kasten veya ağır ihmali neticesi işkazasının kazadan sonraki en geç iki gün içinde Kuruma bildirilmemesinden veya haber verme kağıdında yazılı bilginin eksik veya yanlış olmasından doğan ve ileride doğacak olan Kurum zararlarından işveren sorumludur.
Belirlenen süre içinde Kuruma bildirilmeyen işkazası dolayısıyla,bildirme tarihine kadar işveren tarafından yapılmış olan harcamalar Kurumca ödenmez.
|
|
İş Kazasının Soruşturulması |
|
Haber verme kağıdında(vizite kağıdı) bildirilen bir olayan işkazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerekirse soruşturma yapılabilir.Bu soruşturma sonunda haber verme kağıdında yazılı bilgilerin gerçeğe uymadığı ve vakanın işkazası olmadığı anlaşılırsa Kurumca bu olay için yersiz olarak yapılmış bulunan masraflar işverenden alınır. İlgililer hakkında genel hükümlere göre ayrıca kovuşturma yapılır.
|
|
İşverenin Meslek Hastalığını Bildirme Yükümlülüğü |
|
Meslek hastalığına yakalanan sigortalıya gerekli yardımların yapılabilmesi, Kurumun haberdar olmasına bağlıdır. Bu nedenle işveren bildirmekle yükümlü kılınmıştır.
İşveren, bir sigortalının meslek hastalığına tutulduğunu öğrenirse veya durum kendisine bildirilirse bunu, örneği Kurumca hazırlanacak haber verme kağıdı ile ve öğrendiği günden başlayarak iki gün içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdür.
Bildirme yükümünü yerine getirmeyen veya haber verme kağıdında belirtilen bilgiyi kasten eksik veya kasten yanlış bildiren işveren hakkında işkazasını bildirme ile ilgili madde hükümleri uygulanır.
|
|
Meslek Hastalığının Tesbiti |
|
Meslek hastalığı halinde, sağlanan yardımlardan yararlanmak için, sigortalının çalıştığı işte veya işyerinde meslek hastalığına tutulduğunun ilgili meslek hastalıkları hastanesince düzenlenecek usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbi belgelerle tespit edilmesi gereklidir.
Meslek hastalığı; sigortalı olarak çalıştığı ve böyle bir hastalığa sebep olacak işten veya işyerinden ayrıldıktan sonra meydana çıkmış ise sigortalının sağlanan yardımlardan yararlanabilmesi için; eski işinden veya işyerinden fiilen ayrılması ile hastalığın meydana çıkması arasında bu hastalık için; yönetmelikte belirtilen süreden daha uzun bir zamanın geçmemiş olması gerekir. Durumu bu koşullara uyan kimse, alacağı hekim raporu ve gerekli belgelerle doğrudan Kuruma müracaat eder.
Ancak, meslek hastalığının klinik ve laboratuar bulgularıyla kesinleştiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin, işyeri incelemesi ile kanıtlandığı hallerde, yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, sözkonusu hastalık, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı ile meslek hastalığı sayılabilir.
|
|
Meslek Hastalığının İncelenmesi |
|
Meslek hastalığı ile ilgili bildirmeler üzerine gerekli incelemeler doğrudan doğruya Kurumca yapılır.
|
|
İş Kazası Ve Meslek Hastalığında İşverenin Sorumluluğu |
|
İşkazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veyahut suç sayılabilir bir hareketi sonucu olmuşsa, Kurumca sigortalıya veya haksahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarları ile gelir bağlanırsa bu gelirlerin hesaplanacak sermaye değerleri toplamı sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere Kurumca işverene ödettirilir.İşçi ve işveren sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.
|
|
İşveren ve İşveren Vekili Kimdir |
|
İşyerlerinde sigortalı çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler SSK açısından işveren sayılacaktır.
İşveren nam ve hesabına işin yönetim görevini yapan kimselere işveren vekili denir. İşveren vekili 506 sayılı Kanunda belirtilen yükümlülüklerinden dolayı aynen işveren gibi sorumludur.
İşveren
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 4. maddesi birinci
fıkrasına göre; ?Bu kanunun uygulanmasında 2. maddede belirtilen
sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler işverendir.
Ayrıca, bazı sigorta kollarına tabi olan sigortalıları da (Madde 3/II) çalıştıranlar, işveren sayılacaktır.
Sosyal Sigortalar Kanununun uygulanmasında, işveren Kanunda belirtilen tanıma uygun olan kişidir. Diğer kanunlardaki (İş Kanunu md. 1) işveren tanımına başvurulamaz.
İşveren niteliği, sigortalı çalıştırmanın bir sonucudur.Salt başkasını çalıştırma (bu çalışma hizmet akdine dayansa bile) işveren sayılmayı gerektirmez.
İşverenlik, çalıştırılan kimsenin sigortalı sayılıp, sayılmayacağına göre belirlenir. İşveren sayılmak için sigortalı çalıştırmak gerekli ve yeterlidir.
İşveren, bir işin veya işyerinin maliki (sahibi) olabileceği gibi kiracısı veya sair şekilde elinde bulunduran kişide olabilir.
İşveren, gerçek veya tüzel kişi olabileceği gibi her ikisinin karma ortaklığına ait karma kişiliğe de sahip olabilir.
Türk Medeni Kanununa göre gerçek kişiler insandır. (MK. md. 8)
Tüzel kişiler, ayrı ve bağımsız bir varlığa sahiptirler. İşlemlerini ve irade beyanlarını kanun tarafından belirlenen organlarına seçilen gerçek kişiler aracılığı ile kullanırlar. (MK. md. 45, 46, 48)
Kamu hukuku tüzel kişileri; Devlet, belediye, köy hükmi şahsiyeti vb.
Özel hukuk tüzel kişileri; Ticari şirketler, dernekler, vakıflar vb. olarak sayılabilir.
İflas eden ve tasfiyesi devam eden şirkette, şirketi temsilen muhatap iflas idaresidir. (İflas idaresi iflas memurlarından oluşur)
İş veya işyerinin kanunlara aykırı olarak faaliyette bulunması, işverenlik sıfatını kaldırmaz.
İşveren Vekili
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 4 üncü maddesi 2, 3 ve 4 üncü fıkralarında tanım ve konumu belirlenmiştir.
İşveren vekili; İşveren nam ve hesabına işin yönetimi görevini yapan kimsedir.
Bu kanunda geçen işveren deyimi işveren vekilini de kapsar.
İşveren vekili, bu kanunda belirtilen yükümlerinden dolayı işveren gibi
sorumludur.
Bu tanımlara göre,
İşveren nam ve hesabına hareket etmek ve işin yönetimi görevini yapmak işveren vekilliği sıfatının kazanılmasında gerekli ve birlikte bulunması gereken şartlardır. Bu iki şartın bir arada bulunmaması durumunda işveren vekilliğinden söz edilemez.
İşin yönetim görevini yapmakta olan kimse, işin bütününü yürütüyorsa işveren vekilidir. İşin veya işyerinin bir kesiminde yönetim görevi almak işveren vekilliği anlamında değildir.
Örneğin; Bir fabrikada, kısım müdürleri vekil kabul edilemez. Vekil, fabrikanın tamamını yönetmekle görevli müdür veya genel müdürdür.
İş, işveren adına yönetilmelidir. İşin yönetiminin sonuçları işverene aittir. Yönetimin gerektirdiği giderlerde keza işveren adınadır.
İşveren vekili, mali yükümlülüklerden dolayı işveren gibi sorumludur. Buna göre ödenmeyen primler ve sair ödemelerden işveren vekili de sorumludur.
İşveren vekilliği niteliğini kazanmak için işveren ile yazılı bir vekalet akdi bulunması kanunen şart değildir. İşveren adına işin tamamının yürütümü görevini fiilen yaptığı beyan ve tespit olunan kişi işveren vekilidir.
Her işverenin işyeri bildirgesinde veya sonradan ek bir beyanla, kendi adına işyerinde yönetim görevini yapacak kişiyi, ismini, adresini yazmak ve tatbik imzasını almak suretiyle Kuruma bildirilmesi yeterlidir. Ayrıca, vekaletname istenilmesi gerekli değildir.
İşveren ile işveren vekili arasındaki ilişki, çalıştıran ve çalışan ilişkisi, dolayısıyla da hizmet akdine dayanır. Bu nedenle de işveren vekilinin sigortalı sayılması gerekir.
506 sayılı Kanunda tarifi yapılan işveren vekilliği, BK.nun 386 ncı maddesindeki tanımada uygundur. Ancak, İş Kanununun 1 inci maddesi 3?üncü fıkrasındaki, işveren adına hareket eden, işin ve işyerinin yönetiminde görev alan kimseler tanımına uygun değildir. Şöyle ki, işyerinin veya işin kısımlarında yetkili olanlar İş Kanununa göre işveren vekili sayılmasına karşın, 506 sayılı Kanun yönünden işveren vekili sayılmazlar.
Aracı (Taşaron)
506 sayılı Kanunun 87 inci maddesi 2 inci fıkrasında, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran kişiye aracı denileceği ifade edilmiştir.
Kanunda belirtilen tarife göre bir kimseye aracı (taşeron) denilebilmesi iki şartın varlığına bağlıdır.
Birincisi, işin tamamının yapımını üstlenen ve sigortalı çalıştıran (adına tescilli dosya bulunan) işveren,
İkincisi, işverenden, işin bölüm veya eklentilerinde iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran kişinin,
bulunması gerekmektedir.
Örneğin; Mülkiyeti Kurumumuza ait olan ve ihale suretiyle yapımı (A) müteahhidine verilen ek bina inşaatının duvarlarının tuğla ile örülmesi işlerini müteahhitten alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran (B) şahsının Kanun karşısındaki durumu aracıdır.
İşin tamamının yürütümü ile sorumlu olan işverenden iş alan, ancak sigortalı çalıştırmayanların aracılık (taşeronluk) niteliği olmayacaktır.
Örneğin; İşverenden bina inşaatının ana giriş kapısının demir doğramasının yapımını alan ve hariçten işçi-sigortalı çalıştırmadan bizzat çalışarak sonuçlandıran kişi aracı kabul edilmeyecektir.
İşverenle aracı arasındaki hukuki ilişki, alınan işin sonuçlandırılmasını kapsayan bir sözleşme olduğundan istisna akdini teşkil etmektedir.
Aracı, büyük müteahhitten iş alan küçük müteahhit olarak da tanımlanabilir.
Bölüm veya eklentilerde iş alanın aldığı işte çalıştırdığı sigortalılar, o iş için alınmış ve çalıştırılmış olunmalıdır. Esasen iş alanın var olan ve Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamında bulunan işyerinin (devamlı işyeri) sigortalı işçileriyse, bu durumda, iş alanın aracı olarak kabulü mümkün değildir.
Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı gibi aracı ile işveren arasında hiçbir zaman hizmet sözleşmesi ilişkisi bulunmamaktadır. Aralarındaki hukuki bağ, istisna, taşıma vb. sözleşmeler olabilir.
Taşeronun çalıştırdığı sigortalıların işçilik (ücret vb.) ve sosyal
sigorta haklarından doğan sorumluluklarından, asıl işverende aynı
derecede sorumlu tutularak çalışanın (sigortalının) ve SSK.nın hakları korunmuştur.
BAZI İŞYERLERİNDE İŞVERENLİK
İnşaat, Tamirat, Tadilat Ve Tesisat İşlerinde İşverenlik
1. Özel Olarak Yaptırma:
a) Mülkiyeti (tapusu) gerçek veya tüzel kişilere ait bina ve diğer inşaatlar ile tamirat, tadilat ve tesisat işyerlerinde yapılan işler, bizzat mülkiyet sahipleri tarafından sigortalı çalıştırılmak suretiyle yapılıyor ise belirtilen kişiler işveren kabul edilecektir.
İnşaat, tamirat, tadilat ve tesisat işlerinin ruhsatsız yaptırılmış olması işverenlik sıfatını etkilemez.
b) İnşaat, tamirat, tadilat ve tesisat işleri sahipleri tarafından sigortalı çalıştırmaksızın tamamının yapımı üçüncü bir kişiye (gerçek veya tüzel) verildiği takdirde; mülkiyet sahibi ile yapımı üstlenen arasında istisna akdi bulunacağından, işlerin yapımını üstlenen kişi müteahhit sıfatı ile işveren olarak kabul edilecektir.Belirtilen işlerin malzemeli veya malzemesiz yapılması işverenlik durumlarını değiştirmeyecektir.
c) İnşaat, tamirat, tadilat ve tesisat işlerinin yapımını gerçekleştiren kişi (mülkiyet sahibi veya müteahhit), yapılan işlerin bir kısmını sair şahıslara yaptırdığı takdirde, işin kısımlarını yapan bu kişi veya kişiler aracı sayılacaktır.
2- İhale Suretiyle veya Emanet Komisyonlarınca Yaptırılması
506 sayılı Kanunun 83üncü maddesine göre;
Genel ve katma bütçeli kuruluşlar, il ve belediyeler veya sermayesinin en az yarısı genel ve katma bütçeli kuruluşlar ile il ve belediyelere ait olan teşekkül ve müesseseler, kamu iktisadi kuruluşları ve bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştirakleri, kanunla ve kanunların verdiği yetkiye dayanarak kurulan kurum ve kuruluşlar, döner sermayeli kuruluşların ihale yolu ile yaptırılan her türlü işleri üzerine alanları ve bunların adreslerini kuruma bildirmekle yükümlüdürler.
Sigorta primlerinin hakkedişlerinden mahsubu yapılmak şartıyla
alıkonularak ödenmesi esastır. Ödemenin ve teminatın geri verilmesine
ait işlemlerin usul ve esaslar Bakanlar Kurulunca çıkarılacak
yönetmelikle tespit edilir.
a) İhale Suretiyle Yaptırılma:
İhale suretiyle işin yapımını üzerine alan özel veya tüzel kişi müteahhit sıfatını alır ve 506 sayılı Kanun karşısında işveren olur.
Ancak, ihale yolu ile bir işin yapımını yüklenen müteahhidin 506 sayılı Kanuna göre işveren sayılabilmesi için, ihale suretiyle aldığı işin yapımı dolayısiyle işçi çalıştırması ve bu işçilerin ihale konusu işte çalıştırılmak üzere işe alınmış olması gerekmektedir. Taahhüt edilen işin ayrıca işçi alınmaksızın müteahhidin esasen mevcut olan devamlı işyeri işçileriyle yapılmış olması halinde, ihale konusu işten dolayı işverenlik sıfatı söz konusu olmayacağından, taahhüt edilen işin ayrı bir işyeri olarak tesciline gerek bulunmamaktadır.
Keza, bir müteahhidin ihale yolu ile almış olduğu işin mahiyeti icabı mevcut işyeri dışında yapılması gerekmeyen (malzeme satımı, mal teslimi, proje çizimi ve buna benzer) işlerden olması halinde de, ihale konusu işin ifası sırasında işçi alınmış olsa dahi, ihale konusu işin yapıldığı ayrı ve bağımsız bir işyeri mevcut olmadığından, ihale konusu işten dolayı tescili gereken bir işyeri ve işverenlik durumu söz konusu olmayacaktır.
Tatbikatta bazen ihale makamından bir işin yapımını yüklenen kişinin işin tümünü veya kısımlarını, kendisi sigortalı çalıştırmaksızın başka özel veya tüzel kişilere (kardan hisse, komisyon v.s. alarak) verdiği veya devrettiği görülmektedir.
Bilindiği üzere, 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 66 ncı maddesinde;
Sözleşme, ita amirinin yazılı izni ile başkasına devredilebilir. Ancak, devir alacaklarda ilk ihaledeki şartlar aranır. İzinsiz devir yapılması halinde sözleşme bozulur ve müteahhit veya müşteri hakkında 62
inci madde hükümleri uygulanır? denilmektedir.
Bu durumda, mezkur kanuna tabi müesseselerden ihale sözleşmesi ile bir inşaatı üzerine alan müteahhit ihale makamının izni olmaksızın işi başkasına devredememektedir.
İhale makamının devrine izin verildiği hususunu Kuruma bildirmediği işler başkaları tarafından yapılsa dahi esas işvereni ihaleyi üzerine alan kişi olup, diğerleri aracı (taşeron) işlemi göreceklerdir. Esasen Devlet İhale Kanunu izinsiz devir halinde ihale sözleşmesinin bozulacağına amir olduğuna göre, işin yeniden ihalesi bahis konusu demektir.
Bir işin malzemeli veya malzemesiz yapılması esas müteahhidin işverenlik, tali müteahhidin de aracılık (taşeronluk) sıfatını haleldar etmez.
Yine, aynı Kanunun,
67 inci maddesinde, müteahhit veya müşterinin ölümü halinde, yapılmış olan işlerin tasfiye edilerek kesin teminatın ve varsa sair alacakların varislerine verileceği, ancak idarenin varislerden istekli olanlarına, ölüm tarihinden itibaren 30 gün içinde kesin teminat verilmesi şartıyla sözleşmeyi devredebileceği,
68 inci maddesinde, müteahhit veya müşterinin iflas etmesi halinde sözleşmenin bozulacağı, bundan bir zarar doğarsa 67 inci maddeye göre işlem yapılacağı,
69 uncu maddesinde ise, müteahhit veya müşterinin sözleşmenin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır hastalık, tutukluluk veya hürriyeti bağlayıcı bir ceza nedeniyle taahhüdünü yapamayacak duruma girerse, bu hallerin oluşundan itibaren 30 gün içinde ilgili idarenin kabul edeceği birini vekil tayin etmek şartıyla taahhüdüne devam edebileceği,
Eğer müteahhit veya müşteri kendi serbest iradesi ile vekil tayin etmek imkanından mahrum ise, yerine ilgililerce aynı süre içinde genel hükümlere göre bir kayyum tayin edilmesinin istenebileceği, bu hükümlerin uygulanamaması halinde sözleşmenin bozulacağı, bundan bir zarar doğarsa 62 inci maddeye göre işlem yapılacağı,
hükme bağlanmış bulunmaktadır.
b) Emanet Komisyonlarınca Yaptırılması:
506 sayılı Kanunun değişik 83 üncü maddesinde bahsi geçen ihale makamları bazen inşaat işlerini bünyelerinde teşkil ettikleri emanet inşaat komisyonları vasıtasıyla yaptırmaktadırlar. Tatbikatta bu nevi işlerin emanet komisyonlarınca ne şekilde yürütüldüğü ve işverenin nasıl tespit edileceği aşağıda gösterilmiştir.
1) Emanet komisyonu, işin tamamını bizzat istihdam ettiği sigortalılar ile yaptığı ya da muhtelif aracılara vermek suretiyle yaptırdığı takdirde komisyon başkanlığı 506 sayılı Kanun karşısında işveren sayılacaktır.
2) Emanet komisyonu yapılacak işi hiç sigortalı çalıştırmaksızın ihale, pazarlık veya sair usullerle başkalarına yaptırırsa, ihale makamı addedilecek ve işin yapımını üstlenen müteahhit işveren kabul edilecektir.
İşveren ve aracılar işi, emanet komisyonlarınca temin edilen araç (vasıta) ve gereçlerle (malzemelerle) yapmış olsalar bile işverenlik veya aracılık sıfatları değişmeyecektir.
Konut İşyerleri İle Han Ve Pasaj İşyerlerinde İşverenlik
1- Konut İşyerlerinde İşverenlik
a) 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununda, kat malikleri kurulunun tüzel kişiliğe haiz olduğu yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle kat maliklerinin, adi ortaklıklarda olduğu gibi her birinin işverenlik sıfatını vardır.
b) Tamamı bir kişiye ait olan ve kiracıların ikamet ettiği apartmanlarda kapıcı ve kaloriferci çalıştırılması durumunda, işveren, apartmanın maliki olmayıp, kiracılar olacaktır.
c) Tek mesken olarak kullanılan evlerde çalışanların işverenleri bunları çalıştıranlardır.
2- Han ve Pasaj İşyerlerinde İşverenlik
a-) Gerçek veya tüzel kişiliğe sahip şahıslar, sigortalı olması gereken temizlikçi, odacı, bekçi, kaloriferci vs. gibi şahısları çalıştırdıkları takdirde işveren sayılacaklardır.
b-) Tamamı bir kişiye ait olan ve kiracıların bulunduğu han ve pasajlarda, malik (mülk sahibi) işveren sayılmayacak, sigortalı olması gereken çalışanları işe alan kiracılar, işveren olarak kabul edilecektir.
c-) İş hanı veya pasajın yönetimi (bekçi, odacı, temizlikçi, kaloriferci, vs. gibi şahısların çalıştırılması gibi işler için) malikler dışından (kiracılar dahil) atanan bir yönetici veya müdüre verildiği takdirde, yöneticilik görevi yapan bu şahıslar işveren vekili durumunda bulunduklarından sigortalı sayılacaklardır.
Ev Hizmetlerinde Çalışanların İşverenleri
24.11.1977 tarihinde yürürlüğe giren 2100 sayılı Kanun ile 506 sayılı Yasanın uygulamasında sigortalı sayılan, ev hizmetlerinde ücretle ve sürekli olarak çalıştırılanları işe alanlar işveren kabul edilecektir.
Çalıştıranların Türk veya yabancı uyruklu olmaları işverenlik durumlarını değiştirmeyecektir.
Köy Personeli Olarak Çalışanların İşverenleri
Köy personeli olarak çalıştırılanların, (Köy korucusu - bekçisi, köy imamı, su bekçisi vb.) köy bütçesinden ücret almaları durumunda işveren, köy muhtarlığı tüzel kişiliğidir ve işyeri dosyaları köy muhtarlığı tüzel kişiliği adına tescil edilir.
Çiftçi Malları Koruma Bekçilerinin İşverenleri
4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması hakkındaki Yasaya göre çalıştırılan Koruma Bekçileri, 506 sayılı Yasanın değişik 2?nci maddesi 2?nci fıkrası uyarınca 26.05.1976 gününden itibaren sigortalı sayılmışlardır.
506 sayılı Yasanın 4?üncü maddesi son fıkrasında, ?Çiftçi malları koruma bekçileri hakkında, işverenlerin bu kanunda belirtilen yükümlerinin bunları tayine yetkili makam tarafından yerine getirileceği hükme bağlanmıştır.
Köylerde çalıştırılan ve ücretleri koruma bütçesinden ödenen koruma bekçileri işe tayin suretiyle köy ihtiyar meclisince,
İl, ilçe ve kasabalarda çalıştırılan koruma (kır) bekçileri ise işe yine tayinle koruma meclisince,
alınmaktadır.
Tayinle işe alınan koruma bekçilerinin atama onayları, bağlı bulunulan mülki amir konumundaki valilik veya kaymakamlıkça yapılmaktadır.
Açıklanan bilgilere göre:
Köylerde işveren, köy ihtiyar meclisi,
İl, ilçe ve kasabalarda işveren, koruma meclisi ise de;
İşyeri dosyaları, tayinleri onama makamı olan valilik veya kaymakamlık adına açılacak, alt işveren olarak ihtiyar meclisi ya da koruma meclisleri yazılacaktır.
Maden İşyerlerinde İşverenlik
Madenlerin aranması ve işletilmesi ilgili makamlardan ruhsat alınması ile mümkündür.
Maden Kanununda belirtilen şekilde alınmış ruhsata istinaden maden arama ve işletme faaliyetinde bulunan ve sigortalı çalıştıranlar,
Maden arama ve işletme hakkını Maden Kanunu ve uygulama yönetmeliğinde belirtilen şartları yerine getirmek suretiyle devir alan ve sigortalı çalıştıranlar,
Maden arama ve işletme hakkını kendileri herhangi bir sigortalı çalıştırmaksızın devir eden ve karşılığında üretilecek maden cevherinden ton başına hisse, satıştan kar veya rödavans alan ruhsatname sahipleri, işveren sayılmaz. İşletmeyi fiilen çalıştıran, işveren kabul edilir.
Maden işletmesini devir etmekle beraber, maden işletmesinin teknik faaliyetinin tanzim ve kontrolünü kendi adına yürüten ve sigortalı çalıştıran ruhsat sahibi işveren, işletmeyi fiilen çalıştıran ve üretimi gerçekleştiren şahıs ise taşeron (aracı) sayılır.
Taşıt İşyerlerinde İşverenlik
1- Kara Taşıtları
a) Aracın hukuken sahibi olan kimse sigortalı çalıştırdığı takdirde işveren sayılır.
b) Aracı sahibinden kiralayan veya herhangi bir şekilde elinde bulunduran kimse, sigortalı çalıştırdığı takdirde işveren sayılır.
c) Mülkiyeti muhafaza kaydıyla satın aldığı araçta sigortalı çalıştıran, işveren kabul edilir.
2- Deniz Taşıtları
Gemi sahibine donatan, gemide hizmet akdine istinaden çalıştırılanlara, gemi adamı, gemiyi sevk ve idare edene, kaptan denilmektedir.
a) Donatan, hizmet akdine bağlı olarak işçi çalıştırdığı takdirde işveren sayılır.
b) Donatan, gemiyi kiraya verebilir. Sigortalı çalıştırması durumunda kiralayan işveren olarak kabul edilir.
c) Gemiyi sevk ve idare eden kaptan, işveren vekili konumunda bulunduğundan sigortalı sayılacaktır.
Yed-i Emin ve Tasfiye Memurları
Yed-i emin ve tasfiye memurları yargı kararı ile işveren adına hareket etmek üzere atandıkları için, işveren vekili olarak kabul edilir. Ancak,bu kişiler görevlerini atamaya istinaden yerine getirdiklerinden, işverenin serbest iradesiyle yapılmış bir görevlendirme de olmadığından hizmet akdi doğmamaktadır. Bu nedenle sigortalı sayılmazlar.
|
|
İşyeri Kavramı |
|
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 5 inci maddesinde, bu kanunun uygulanmasında 2 nci maddede belirtilen sigortalıların işlerini yaptıkları yerler iş yeridir. İşin niteliği ve yürütümü bakımından işyerine bağlı bulunan yerlerle, dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden veya meslek eğitimi yerleri, avlu ve büro gibi diğer eklentiler ve araçlarda işyerinden sayılmıştır.
Kanunun ifadesine göre, işin yapıldığı yerde hizmet akdine istinaden sigortalı çalıştırılıyor ise çalışılan yer işyeridir.
a) İşin niteliği ve yürütümü bakımından esas işin yapıldığı yere bağlı bulunan tamamlayıcı (mütemmim), ayrıntı (müteferri) yerler ve eklentiler (müştemilat) ile araçlarda işyerinden sayılmıştır.
Bir işin, esas işin tamamlayıcısı ve ayrıntısı olarak kabul edilmesi için, birinin faaliyetinin durması halinde amaçlanan çalışmanın elde edilememesi gerekir. Diğer bir ifade ile tamamlayıcı ve ayrıntı işlerinin yapılmaması durumunda iktisadi bütünlüğün ve neticenin sağlanamaması, ancak, birlikte bütünü meydana getirmesidir.
b) Kanunun 5?inci maddesi ikinci fıkrasında belirtilen işyerinin eklentileri (müştemilat), işyeri sahası (hudutları) içerisinde bulunması durumunda, buralarda çalışan işçilerde asıl işyerinin sigortalıları sayılacaktır.
Eklentilerde sigortalı çalışmaması, işyerinden sayılan yer niteliğini değiştirmez.
c) Kanun gereğince araçlarda işyerinden sayılmıştır.
İşyerinin faaliyetini teşkil eden üretim ve hizmetlerin yapılmasında kullanılan her türlü sabit ve hareketli araçlar işyeri kabul edilir.
d) Esas işin ayrıntısı ve tamamlayıcısı niteliğinde olan ve sigortalıları birbirine karışmayan işlerin ayrı ve bağımsız olarak yürütüldüğü yerler bağımsız işyeri sayılır.
e) Devamlı bir işyerinin içerisinde bulunan, ancak işyerinde yapılmakta olan işin tamamlayıcısı ve ayrıntısı özelliği olmayacak şekilde sair işverenler adına kurulu işyerleri, ayrı işyeri sayılır.
f) Sadece özel sektöre ait tarım işlerinde, aynı ilçe sınırları içinde bulunan, aynı nitelikte ve aynı iş kolundaki tarım işlerinin tümü bağımsız bir işyeri kabul edilerek, tamamına (tüm işyerlerine) bir işyeri sicil numarası verilmek suretiyle işlem yapılır.
g) Birden çok kara, hava ve deniz ulaştırma araçlarında işverenlik ve tescil işlemleri.
Aynı işverene ait, aynı iş kolunda bulunan birden çok kara, hava veya deniz ulaştırma araçlarına tek işyeri sicil numarası verilir.
h) Bir ilden diğer bir ile geçerek devam eden işlerde işverenlik ve tescil işlemleri.
Yapılan işin bir ilden diğer bir ile geçmesi veya devam etmesi halinde, işyerinin tescili işin başladığı yeri çevresine alan Kurum ünitesince yapılır.
|
|
İşyerinin Tescili |
|
A- İŞYERİ BİLDİRGESİNE GÖRE TESCİL
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 8 inci maddesinde;
İşveren, örneği Kurumca hazırlanacak bildirgeyi, sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihten itibaren en geç bir ay içinde, Kurumun ilgili teşkilatına vermekle veya taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür? denilmekte iken;
Bu uygulama, 08.09.1999 günlü Resmi Gazetede yayımlanan 4447 sayılı yasanın 1. maddesiyle yayım tarihinden geçerli olmak üzere ?işveren, örneği kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini işçi çalıştırmaya başlayacağı tarihten önce Kuruma doğrudan vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür? şeklinde değiştirilmiştir.
İşverene, Kurumca bildirgenin alındığını bildirir bir belge verilir veya taahhütlü olarak gönderilir.
Bildirgenin verilmemesi veya geç verilmesi bu kanunda belirtilen hak ve yükümleri kaldırmaz.
Sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işveren bildirge vermekle yükümlüdür. Bu işlerde çalışan sigortalıların hak ve yükümleri devam eder.
08.09.1999 tarihinden önce;
a) İşyerinde sigortalı çalıştırmaya başlayan,
b) Sigortalı çalıştırılan bir işyerini devir alan,
c) Sigortalı çalıştırılan işyeri intikal eden,
İşverenlerin, en geç bir ay içinde örneği kurumca hazırlanan işyeri bildirgesini iki nüsha tanzim ederek, kendisine ve varsa aracılara ait belgeleri de ekine koymak suretiyle işyerinin kurulu bulunduğu yeri çevresine alan Kurum ünitesine vermesi veya taahhütlü olarak göndermesi gerekmektedir.
08.09.1999 tarihinde;
08.09.1999 tarihinde ilk defa işçi çalıştırmaya başlayan veya sigortalı çalıştırılan bir işyerini devir alan işverenlerin aynı gün işyeri bildirgesini veya işyeri devir bildirgesini kuruma vermesi veya iadeli taahhütlü olarak göndermesi gerekmektedir.
08.09.1999 tarihinden sonra:
a) İşyerinde sigortalı çalıştıracak olan işverenlerin, işyeri bildirgesini sigortalı çalıştırmaya başlamadan önce,
b) Sigortalı çalıştırılan bir işyerini devir alan işverenlerin, işyeri devir bildirgesini işyerini devir almadan önce,
Kuruma vermeleri veya iadeli taahhütlü olarak göndermeleri gerekmektedir.
c) Sigortalı çalıştırılan işyeri intikal eden işverenin mirasçılarının, mirası açık irade beyanı ile kabul etmeleri durumunda irade beyanının yapıldığı tarihin intikal tarihi olarak, mirasçıların açık irade beyanı ile kabul ettiklerini bildirmemeleri halinde ise işverenin (murisin) ölüm tarihinden itibaren geçecek üç aylık sürenin son gününün işyerinin intikal tarihi olarak kabul edilmesi ve işyeri intikal bildirgesinin asgari bu tarihten bir gün önce kuruma verilmesi gerekmektedir.
B- KURUMCA TESPİT ÜZERİNE TESCİL
İşveren tarafından işyeri bildirgesi verilmemiş olması halinde, işyeri,
a) Kurumun Sigorta Müfettişleri, Kurum Yönetim Kurulu tarafından görevlendirilen yoklama memurları ve genel bütçeye dahil daireler ve katma bütçeli idarelerin denetim elemanlarınca düzenlenen ve işyeri bildirgesinde bulunması gerekli bilgileri ihtiva eden durum tespit tutanağına,
b) İhale makamları, ruhsata tabi işlerde ruhsatı veren merciler (maden arama ve işletme, inşaat, taş ocağı ruhsatı verenler vb.), çalışma müdürlükleri, vergi daireleri, liman reislikleri, trafik müdürlükleri gibi resmi kuruluşlardan alınan bilgilere,
istinaden resen tescil edilir.
C- YAPIMI BİTİRİLDİKTEN SONRA ÖĞRENİLEN BİNA İNŞAATLARININ TESCİLLERİ
506 sayılı Kanunun uygulanması, ülkemizin her yerinde, bir sigortalı çalıştırılan işyerlerine teşmil edilmiş olduğundan, bir sigortalının çalıştırılması tescil için yeterli bulunmaktadır.
İnşaatların işçi çalıştırılmadan yaptırılması mümkün görülmemektedir. Bu nedenle;
İşverenleri tarafından sigortalı çalıştırıldığını belirtir işyeri bildirgesi verilmeyen veya yapımı süresinde Kurumumuzca sigortalı çalıştırıldığı tespit edilemeyen, ancak, varlığı, yapımı bitirildikten sonra öğrenilen inşaatların tescil işlemlerinin yapılmasında;
a) Sigortalı çalıştırılmaya başlandığı tarih tespit edilebildiği takdirde, tespit edilen,
b) Herhangi bir tespit yoksa inşaat yapı ruhsatı tarihi itibariyle, tescilleri yapılır.
|
|
İşyeri Sicil Numarasının Verilişi ve Düzeni |
|
İşyeri bildirgesi veya Kurumca tespit edilen her işyeri için, kurumca, mahiyet kodu, iş kolu kodu, ünite kodu, sıra numarası, il kodu ve ilçe kodunu ihtiva eden bir sicil numarası verilir.
1) Mahiyet Kodu
Yapılan işin resmi veya özel sektöre ait olduğu ile sürekli veya geçici olduğunu belirleyen mahiyet kodubölümüne; Resmi sektöre bağlı sürekli işyerleri için bir, geçici veya mevsimlik işyerleri için üç, özel sektöre ait devamlı işlerleri için iki, mevsimlik veya geçici işyerleri için dört rakamı yazılır.
2) İş Kolu Kodu
Yapılan işin, iş kazaları ve meslek hastalıkları sigortası yönünden hangi iş koluna girdiğini, belirleyen bölümdür.
Bu bölüme, yapılan işe, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 73 üncü maddesi (A) fıkrası ve 74 üncü maddesi gereğince hazırlanan İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları Prim Tarifesine göre belirlenen 4 rakam yazılır.
3) Ünite Kodu
Aynı il içinde birden fazla sigorta müdürlüğü olması halinde, sigorta müdürlüklerine ayrı ayrı verilen kodu göstermektedir. (Aynı il içinde tek bir sigorta müdürlüğünün olması durumunda ünite kodu 01 olarak verilmektedir.)
4) Sıra Numarası
Her işyerine ilgili Sigorta Müdürlüğü tarafından, iller itibariyle birden başlamak ve sıra takip etmek suretiyle sıra numarası verilmektedir.
5) İl Kodu
İşyeri hangi ilde ise o ilin trafik plaka sıra numarası il kodu olarak yazılır.
6) İlçe Kodu
İşyerlerinin kurulu bulunduğu ilçenin belirlenmesini teminen, illere bağlı ilçelerin her birine Kurumca tespit edilen iki haneli bir rakam verilir.
|
|
İşyerinin Başkasına Devrolunması |
|
506 sayılı Kanunun;
8 inci maddesi son fıkrasına göre, sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde, yeni işverenin bildirge vermekle yükümlü olduğu, çalışan sigortalıların hak ve yükümlerinin de devam edeceği,
82 inci maddesinde ise; sigortalıların çalıştırıldığı işyerinin devri veya intikali halinde, eski işverenin Kuruma olan borçlarından yeni işverenin de müteselsilen (müştereken) sorumlu olacağı ve bu hükme aykırı sözleşme yapılamayacağı
ifade edilmiştir.
506 sayılı Kanunun uygulanmasında, bir işyerinin devri, işyerinin bütün aktifi, pasifi, tesisatı ve işçisi ile birlikte faaliyet halinde başkasına geçmesi demektir.
İşyerinin faaliyet halinde olmasından; işyerinin işçileri ile birlikte devir edilmesi, yeni işverenin, çalışanların hizmet akitlerini tanıması anlaşılmalıdır.
Gayri faal durumda bulunan, dolayısıyla işçi çalıştırılmayan bir işyerinin, bina, makina ve tesisatlarının satılması devir olarak kabul edilemez.
|
|
İşyerinin İntikali |
|
Bir işyerinin işvereni gerçek kişi ise ölümü ile işyeri mirasçısına kalmaktadır. Bu durumda, çalışmakta olan işçilerin hizmet akdi bağları da mirasçıya intikal etmiş olacaktır.
Mirasçı, işyeri için yeni bir işyeri dosyası tescil ettirmeyip, tescilli işyeri dosyasına konulmak üzere bildirge (Devir veya intikal halinde verilecek bildirgeyi) vermek durumundadır.
|
|
İşyerinin Nakli |
|
İşyerinin faaliyette bulunduğu adresten başka bir ildeki veya aynı ilde diğer bir ünitenin görev alanına giren adrese nakledilmesi halinde, işverence işyerinin nakledildiği (taşındığı) yeri çevresine alan Kurum ünitesine nakil tarihinden önce yeniden işyeri bildirgesi verilir. Boşaltılan işyeri ise yine önceden ilgili Kurum ünitesine bildirilir.
Aynı il sınırları içindeki adres değişiklikleri de önceden Kuruma bildirilir. Bu durumda, aynı ilçe içerisindeki adres değişikliklerinde ayrıca bir işlem yapılmaz. İlçe değiştirilmiş ise işyeri dosyası üzerinde yazılı ilçe kodu değiştirilir.
|
|
İşin Veya İşyerinin Yasa Kapsamından Çıkarılması |
|
İşveren, işyerinin kapandığını, terk veya tasfiye edildiğini yazılı olarak Kuruma bildirmesi üzerine, işyeri dosyası, terk, kapanma veya tasfiye günü itibariyle işlemden kaldırılır ve dosya üzerine gerekli bilgi konulur.
Kapatılan, terk veya tasfiye edilen işyerinde sonradan aynı veya başka bir işveren tarafından sigortalı çalıştırılarak çalışmaya başlanması halinde, işyeri yeniden tescil edilir.
|
|
İşyerlerinin Tescil Tarihlerinin Düzeltilmesi |
|
İşyerinin 506 sayılı Kanun kapsamına alındığı tarihte bir hata olduğunun tespit edilmesi halinde, tescil tarihlerinin düzeltilmesi yapılır.
|
|
İşverenin Sigortalıları Bildirme Yükümlülüğü |
|
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 2 nci maddesinde kimlerin sigortalı sayılacağı tarif edilmiştir. Bu maddenin birinci fıkrasına göre, bir hizmet akdine dayanarak bir veya bir kaç işveren tarafından çalıştırılanlar bu kanuna göre sigortalı sayılacaklardır. Kanunun 3 üncü maddesinde ise bu genel kaidenin istisnaları yer almıştır.
Diğer taraftan, anılan Kanunun 6 ncı maddesinde çalıştırılanlar, işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olurlar. Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümleri sigortalının işe alındığı tarihte başlar. Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemezdenilmektedir.
Sosyal sigortalar, prensip olarak kişiler için mecburi (zorunlu) nitelik taşıdığından, Kanunda da belirtildiği üzere sigortalılık hakkından vazgeçilmesi ve yükümlülüğünden kaçınılması mümkün değildir.
506 sayılı Kanunun 9uncu maddesindeki işveren, çalıştırdığı sigortalıları, örneği Kurumca hazırlanacak bildirgelerle en geç bir ay içinde Kuruma bildirmeye mecburdur hükmü, 08.09.1999 günü yayımlanan ve aynı gün yürürlüğe giren 4447 sayılı yasa ile değiştirilmiş ve İşveren çalıştıracağı kimseleri, işe başlatmadan önce örneği Kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle Kuruma doğrudan bildirmekle veya bu belgeleri iadeli-taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür. İnşaat yerlerinde işe başlatılacak kimseler için işe başlatıldığı gün kuruma veya iadeli-taahhütlü olarak postaya verilen işe giriş bildirgeleri ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde işe alınan işçiler için en geç bir ay içinde Kuruma verilen veya iadeli-taahhütlü olarak gönderilen işe giriş bildirgeleri de süresi içinde verilmiş sayılır denilerek, yeni bir uygulama getirilmiştir.
Bu durumda;
1) 08.09.1999 tarihinden önce işe başlatılan sigortalıların işe giriş bildirgelerinin çalışmaya başladığı tarihten itibaren en geç bir ay içinde,
2) Tescilli işyerlerinde 08.09.1999 tarihinde işe başlatılan sigortalının işe giriş bildirgelerinin aynı gün,
3) 08.09.1999 tarihinden sonra ise;
a) İşverenin, çalıştıracağı sigortalılara ait işe giriş bildirgelerini işe başlatmadan önce,
b) İnşaat işyerlerinde işe başlatılacak sigortalının işe giriş bildirgelerinin, işe başlatıldığı gün,
c) İlk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde (inşaat işyerleri dahil) ilk işe alınanların (işyeri bildirgesinde belirtilen sayıdaki sigortalıların) işe giriş bildirgelerinin, işe başlama tarihinden itibaren en geç bir ay içinde,
Kuruma verilmesi veya iadeli-taahhütlü olarak gönderilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, 506 sayılı Yasanın 9uncu maddesi son fıkrasında;
Dışişleri Bakanlığının yurtdışı teşkilatında göreve atanan sigortalı
personeli için de üç ay içinde Kuruma verilen bildirgelerin süresi
içinde verilmiş sayılacağı,S.S. İşlemleri Yönetmeliğinin 66ncı maddesinde de, yabancı ülkelere sefer yapan ulaştırma araçlarına sefer esnasında alınarak çalıştırılan kimselere ait işe giriş bildirgeleri, araçların Türkiye?ye dönüşünden itibaren bir ay içinde Kuruma verileceği ve bu gibi bildirgelerin Kuruma verilme süresi, sigortalının işe alınış tarihinden itibaren her halükarda, 4 ayı geçemeyeceği, belirtilerek ayrıcalıklı uygulamalar getirilmiştir.
|
|
Prim Oranları |
|
1- İş Kazaları ile Meslek Hastalıkları Sigortası Primi
506 sayılı Kanunun 73 üncü maddesi (A) fıkrasına göre, prim nispeti, işyerinin prim tarifesine göre dahil bulunduğu tehlike sınıfına göre % 1,5den az, % 7den fazla olamaz ve tamamı işveren tarafından ödenir.
2- Hastalık Sigortası Primi
Sigortalının kazancının % 11idir. Bunun % 5i sigortalı hissesi, % 6sı işveren hissesidir.
3308 sayılı Kanuna göre, aday çırak, çırak ve işletmelerde meslek eğitimi gören öğrencilerin hastalık sigortası primi % 4dür. Tamamı Çıraklık Eğitim Merkez Müdürlükleri ve Meslek Okulları tarafından ödenir.
3- Analık Sigortası Primi
Sigortalının kazancının % 1idir. Tamamı işverenlerce ödenir.
4- Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları Primi
Sigortalının kazancının % 20sidir. Bunun % 9u sigortalı hissesi, % 11i işveren hissesidir.
Maden işyerlerinin yeraltı işlerinde çalışanlar ile ağır, yıpratıcı ve
zehirleyici işyerlerinden sayılan işlerde çalışanların prim oranı % 22dir. Bunun % 9u sigortalı, % 13ü işveren hissesidir.
|
|
Sigorta Primine Esas Ücretler |
|
Prime esas alınacak ücretler, prime tabi olmayan kazançlar, günlük,
haftalık veya aylık belirli bir ücrete dayılı olmadan belirsiz zaman ve
miktar üzerinden ücret alanların durumu, prim hesabına esas alınacak
günlük kazancın ne olduğu, prim ödeme gün sayılarının nasıl saptanacağı
ve bir ay içinde birden fazla işverenin işinde çalışan sigortalıların
aylık ve günlük kazançlarının tespit usul ve esasları 506 sayılı Kanunun
77nci maddesinde düzenlenmiştir.
İş Kanununun 26ncı maddesindeki tanıma göre, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve nakden ödenen meblağa genel anlamda ücret denilmektedir.
Gelir Vergisi Kanunun 61inci maddesinde, işverene tabi belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler ücret olarak kabul edilmiştir.
506 sayılı Kanuna göre prim hesabında esas alınacak kazanç, sigortalının herhangi bir zamandaki herhangi bir kazancı değil, primin Kuruma ödeneceği aya ait kazancıdır.
Prime tabi tutulacak kazanç, bir kısmı hak edilmiş, diğer bir kısmı ise ödenmiş olması şartlarına bağlanmıştır.
506 sayılı Kanundaki metne göre prime esas ücretler aşağıda sırasıyla açıklanmıştır.
A- SİGORTALILARIN O AY İÇİN HAKKETTİKLERİ ÜCRETLER
Bu ücretler asıl ücretlerdir. Hizmetin karşılığı olan ücret, nakit para veya ayın olarak verilebilir. Ayın ile sağlanan ve yerine getirilen ödemenin para (nakit) ile temsil edilebilir bir menfaat olması gerekir.
Bu madde kapsamına, asıl ücret, yarım ücret (İş Kanunu 26/1 ve 30/2. maddelerine göre zorlayıcı nedenlerden dolayı çalışılmayan veya çalıştırılmayan işçiye bu bekleme süresinde bir haftaya kadar her gün için ödenen), fazla çalışma-mesai ücreti (İş Kanunu 35, 36 ve 37. maddelerine göre izin alınmadan yapılan çalışmalar dahil), cumartesi günü ücreti (İş Kanunu md. 38), hafta tatili ücretleri (İş Kanunu md. 41), ulusal bayram ve genel tatil günleri ücretleri (İş Kanunu md. 42), yüzde usulüyle alınan ücretler (İş Kanunu md. 47), yıllık ücretli izin ücreti (İş Kanunu md. 54), hazırlama, tamamlama, temizleme ücreti (İş Kanunu md. 66), komisyon ücreti, kardan pay alma şeklinde alınan ücretler asıl ücret kapsamındadır.
Sayılan bu ücretler, hakkedilen ayın kazancı olarak ve brüt toplam üzerinden prime tabi tutulur.
B- PRİM, İKRAMİYE VE BU NİTELİKTEKİ HER ÇEŞİT İSTİHKAKTAN SİGORTALILARA O AY İÇİNDE ÖDENENLER
Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakdan oluşan bu gruptaki sigortalı kazançları, ücretin tamamlayıcısı ve ek ücret olarak kabul edilirler.
Ücretin eklentileri olan bu ödemelerin prime tabi tutulmaları, ödenmeleri şartına bağlanmıştır.
Hak edildikleri değil, ödendikleri ayların prime esas kazancı kabul edilecektir.
Her türlü prim ve ikramiyeler (devamlılık, satış, çalışma, özendirme, üretim primleri ile bayram, yılbaşı, temettü ikramiyeleri) brüt toplamları üzerinden prime tabi tutulurlar.
C- İDARE VEYA KAZA MERCİLERİNCE VERİLEN KARAR GEREĞİNCE (A) VE (B) FIKRALARINDA YAZILI KAZANÇLAR NİTELİĞİNDE OLMAK ÜZERE SİGORTALILARA O AY İÇİNDE YAPILAN ÖDEMELER
Yönetim ve yargı kararlarına göre yapılan bu ödemelerde, ödendiği ayın kazancı sayılarak brüt toplamları üzerinden prime tabi tutulacaktır.
hakkedilen ücretler (506/77-a) kapsamında olmakla birlikte idare veya kaza mercilerince ödenmesine karar verilen fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram (resmi ve dini bayram) ve genel tatil günlerindeki çalışmalar karşılığı ödenen ücretlerin, ödendiği ayın kazancına dahil edilmesi suretiyle prime tabi tutulması gerekmektedir.
Öte yandan, çalışılmadan hakkedilmesine karşın ödenmediği saptanan hafta tatili, genel tatil ve ulusal bayram günlerine ait ücretler, gün olarak da bildirilmesi gerektiğinden, (77/a) bendi uyarınca, günlü prim belgelerinin ilgili oldukları aylar itibariyle alınması icap etmektedir.
Yine, iş akdinin feshinden sonra, ödenmesi gerektiği saptanan ya da Kanundan veya sözleşmelerden doğan prim, ikramiye, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil ve bayram günlerinde çalışma karşılığı hakkedilen ve de ödendiği ayın kazancına dahil edilmesi gereken kazançlar, prime tabi tutulmayacaktır.
D- YILLIK İZİN ÜCRETLERİ
1475 sayılı İş Yasasının 56 ncı maddesinde:
İşçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin süresi için ücretinin, hizmet akdinin işveren veya işçi tarafından feshedilmesi halinde akdin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine ödeneceği,
İşveren tarafından hizmet akdinin feshedilmesi halinde, 13 üncü maddede belirtilen bildirim süresiyle, 19?uncu madde gereğince işçiye verilmesi mecburi yeni iş arama izinlerinin yıllık ücretli izin süreleri ile iç içe giremeyeceği.?
öngörülmüştür.
Yasa metnine göre, hakkedilen yıllık izin ücretleri, 506 sayılı Yasanın 77 inci maddesinin (a) fıkrası kapsamına giren ücretler niteliğinde olduğundan,
a) Sigortalıların hak kazanıp da kullanmadıkları yıllık izin süresi ücretleri, akdin feshedildiği tarih itibariyle hak kazanıldığından, sigortalılara ödendiği ayın (feshedilme tarihini içeren ayın) kazancı kabul edilerek sigorta primine tabi tutulmalıdır.
b) Yasa, hakedilip de kullanılmayan yıllık izin süresi ücretinin akdin feshinde ödenmesini öngörmesine karşın, iznin kullandırılması yönünde bir hüküm içermediğinden, izin ücretinin ödenmesi prim ödeme gün sayısında bir artış getirmemektedir. Bu nedenle, akdin feshinde ödenen izin ücreti için sigorta prim belgelerinde ayrıca bir gün ilavesi de söz konusu olmayacaktır. Sigorta primine esas kazanç, o ay içinde ücret alınan gün sayısına göre hesaplanmalıdır.
c) Yıllık İzin Ücretinin Prime Tabi Tutulması
1475 sayılı İş Yasasının 59?uncu maddesinde:
Sigortalılara yıllık ücretli izin süresi için ödenecek ücretleri üzerinden iş kazları ile meslek hastalıkları primleri hariç, diğer sigorta primlerinin, Sosyal Sigortalar Kanunundaki esaslar çerçevesinde işçi ve işverenler yönünden ödenmesine devam olunacağı.?
Hükme bağlandığından,
Yıllık izin ücretlerinden, İş Kazaları ile Meslek Hastalıkları sigortası primi kesilmeyecek, diğer sigorta kollarına ait primler kesilecektir.
E- SİGORTALILARA İSTİRAHATLI İKEN ÖDENEN ÜCRETLER
Kurumumuzdan geçici iş göremezlik ödeneği alan sigortalılara istirahatlı bulundukları sürede işverence iş sözleşmesi, toplu sözleşme veya atıfet olarak değişik şekillerde ödenen ücretlerin sigorta primine tabi olup olmadığı ile ne yönde uygulanacağı özel önem taşıması nedeniyle aşağıda açıklanmıştır.
Bu ödemeler;
a) Geçici iş göremezlik ödeneği nazara alınmadan tam ücretinin verilmesine devam edilmesi,
b) İş ve toplu sözleşmeye istinaden, alınan geçici iş göremezlik ödeneğinin işverene iadesi ile tam aylık alınması,
c) Geçici iş göremezlik ödeneği ile ödenek alınan süredeki kazancı arasındaki fark ücretin ödenmesi,
d) İş veya toplu sözleşmeye dayalı olmadan geçici iş göremezlik ödeneği aldığı sürenin ücretlerinin atıfet olarak verilmesi,
şeklinde olabilir.
Açıklanan ödeme usullerinden (a), (b) ve (d) maddelerinde yazılı
olanlarda, çalışılan sürelerde olduğu gibi ödenen ücretler 506 sayılı
Kanunun 77nci maddesi (a) fıkrasında mütalaa edilerek prime tabi tutulacaktır. Diğer bir ifadeyle, aylık sigorta prim bildirgeleri ve dönem bordroları ödeme yapılan süreyi kapsayan günleri içerecek şekilde tanzim olunacaktır.
F- BİRDEN ÇOK İŞVERENİN İŞİNDE ÇALIŞMA
506 sayılı Kanunun 77nci maddesi son fıkrasında, birden çok işverenin işinde çalışan sigortalılar için, her işverenin işyeri yönünden aylık ve günlük kazançlarını ayrı ayrı ve birbirinden bağımsız olarak hesaplayacağı hükme bağlanmıştır.
Her işveren 506 sayılı Kanunun 78nci maddesinde belirtilen alt ve üst sınır prime esas kazançları göz önünde bulundurmak suretiyle belgelerini verecektir.
Sigortalı, işyerlerinden bildirilen aylık kazanç tutarlarının toplamının
78nci maddede belirtilen üst sınır üzerinde bulunan kısmına ait fazla ödenmiş primlerin kendi hissesine düşen payını 506 sayılı Kanunun 84üncü maddesi uyarınca isteyebilir.
|
|
İşverenlerce Tutulacak Kayıt Ve Belgeler |
|
506 sayılı Kanunun 79uncu maddesi 1inci fıkrasında; İşverenlerin, bir ay içinde çalıştırdıkları sigortalıların sigorta primleri hesabına esas tutulan kazançlar toplamı ve prim ödeme gün sayılarını gösteren prim belgelerinde yazılı bilgileri doğrulayacak muteber işyeri kayıtlarının istenilmesi halinde Kurumumuza ibraz etmekle yükümlü oldukları belirtilmiştir.
Kanun metninde işyeri kayıtlarının neler olduğu açıklanmamıştır.
506 sayılı Kanunun 135inci maddesi (B) fıkrası (c) bendinde ise; Sigortalıların tescili, işverenler tarafından tutulacak kayıtlar ve işverenlerin uymaya mecbur bulundukları usul ve esaslar, isteğe bağlı sigortaya tabi tutulanların prim ödeme şekillerinin Kurumca hazırlanacak bir yönetmelikle tespit olunacağı, ifade edilmiş ve Kanunun amir hükümleri doğrultusunda Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği yayımlanmıştır.
Anılan yönetmeliğin beşinci kısmını oluşturan 21, 22, 23, 24, 25 ve 26 ncı maddelerinde işverenlerce tutulacak defter ve belgelerle ilgili hükümler düzenlenmiştir.
Yönetmeliğin; 21inci maddesi, işverenlerin diğer kanunlar gereğince tutmak zorunda oldukları defterlerle dayanağı belgeler, aylık sigorta primleri bildirgeleri, dört aylık sigorta primleri bordroları ve aylık sosyal güvenlik destek primi bordrolarının dayandığı belgeler niteliğinde sayılacağı ve defterlerin hangi hallerde geçerli sayılmayacağı,
22 nci maddesi, diğer kanunlara göre defter tutma zorunluluğu bulunmayan işverenlerin, Kuruma verdikleri prim belgelerini doğrulayıcı nitelikte olmak üzere aylık ücret tediye bordrosu düzenlemeleri gerektiği,
23 üncü maddesi, aylık ücret tediye bordrosunda bulunması gereken zorunlu bilgilerin neler olduğu,
24 üncü maddesi, tehlike sınıfları veya dereceleri farklı olan işyerlerinde çalışan sigortalıların aylık ücret tediye bordrolarının ayrı düzenleneceği,
25 inci maddesi, aynı işverene ait ve aynı tehlike sınıfında bulunan iş veya işyerleri ile ilgili müşterek tutulmuş defter veya kayıtların, ayrı ayrı verilen prim belgelerinde yazılı bilgiler toplamı ile mutabık olması halinde, iş veya işyerinden verilen belgelerde yazılı olanları doğruladığının kabul edileceği,
26ncı maddesi, işverenler ve aracıların, işyeri ile ilgili tüm defter ve belgeleri, istenilmesi halinde Sigorta Müfettişine göstermek üzere 10 yıl süreyle saklamak zorunda oldukları,
Yapılacak tebligat üzerine, defter ve belgelerin, incelemeyi yapacak ilgili sigorta müfettişinin tebligatta gösterdiği adrese getirileceği, ancak, işveren veya aracı tarafından defter ve belgelerin işyerinde ya da belge ile kanıtlanması kaydıyla işletme merkezinde, işletme merkezi bulunmuyorsa kanuni ikametgahında incelenmesinin yazılı olarak isteneceği ve bu isteğin bir tutanakla tespit edileceği ve ilgili Sigorta Müfettişince de teftişe elverişli bulunursa incelemenin orada yapılacağı,
Defter ve belgelerin 506 sayılı Kanunun 132nci maddesi gereğince 7201 sayılı Tebligat Kanununa göre yapılacak bildiri ile istenilebileceği gibi, işveren, işveren vekili veya aracı ile düzenlenecek tutanakla da istenebileceği,
Yapılacak tebligata rağmen 15 gün ya da haklı bir sebep ileri sürülerek
yazılı istekte bulunulması veya bu durumun ilgililerin şahsen başvurusu
ile bir tutanakla tespiti üzerine verilen mehil süresi içinde
gösterilmeyen defter ve belgeler daha sonra ibraz edilirse gerekli
incelemenin yapılacağını, ancak bu durumda ilgililer hakkında 506 sayılı
Kanunun 140ncı maddesinin (d) fıkrası hükmünün uygulanacağı,
İşveren, işveren vekili veya aracı tarafından haklı bir sebep ileri sürülerek istenilen mehil süresinin Sigorta Müfettişince belirleneceği, zaman aşımının söz konusu olduğu hallerde mehil süresine ilişkin isteklerin kabul edilemeyeceği,
Defter ve belgelerin gösterilmeyeceği, gösterilemeyeceği veya mevcut olmadığı işveren, işveren vekili veya aracı tarafından yazılı olarak bildirildiği ya da bu durum Sigorta Müfettişince bir tutanakla tespit edildiği takdirde, ilgililere süre verilmesi hususunda ayrıca tebligat yapılmayacağı,
hususlarında düzenlemeler getirmiştir.
A- VERGİ USUL KANUNUNA GÖRE TUTULMASI GEREKEN KAYIT VE BELGELER
1- Defter Tutma Bakımından Tüccarlar
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 172üncü maddesinde, defter tutmak zorunda bulunan gerçek ve tüzel kişiler açıklanmıştır.
Bu kişiler
1. Ticaret ve sanat erbabı;
2. Ticaret şirketleri;
3. İktisadi kamu müesseseleri;
4- Dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler;
5- Serbest meslek erbabı;
6- Çiftçiler.
İktisadi kamu müesseseleriyle dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler defter tutma bakımından tüccarların tabi oldukları hükümlere tabidirler.
VUKnunun 173üncü maddesine göre, defter tutma mecburiyeti aşağıda yazılı gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanmaz.
1. Gelir vergisinden muaf olan esnaf ve gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler.
2. Gelir Vergisi Kanununa göre kazançları basit usulde tespit edilenler.
3. Kurumlar vergisinden muaf olan:
a) İktisadi kamu müesseleri;
b) Dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler.
Yukarıdaki istisna hükümlerinin gelir veya kurumlar vergisinden muaf olmakla beraber diğer vergilerden birine tabi olan ve bu vergileri götürü usulde tespit edilmeyen mükelleflerin muaf olmadıkları vergiler için tutacakları defterlere şümulü yoktur.
Basit usulde vergi mükellefi olmanın genel ve özel şartları GVKnun 47 nci maddesinde belirtilmiştir.
Basit usulde vergi mükellefi olma şartlarından herhangi birini takvim yılı içinde kaybedenler, ertesi yılın başından itibaren gerçek usulde vergilendirilirler. Şu kadarki, kanunda belirtilen alış, satış ve hasılat hadlerinin bir katını aşanlar, bu hadleri aştıkları tarihi takip eden yıl başından itibaren gerçek usulde vergilendirilirler.
a) Tüccar Sınıfları
V.U.K. 176 ncı maddesine göre, Tüccarlar, defter
tutma bakımından iki sınıfa ayrılır. 1nci sınıf tüccarlar, bilanço
esasına göre, 2nci sınıf tüccarlar, işletme hesabı esasına göre defter tutarlar.
aa) Birinci Sınıf Tüccarlar
V.U.K. 177inci maddesinde düzenlenmiştir.
2000 yılında aşağda yazılı tüccarlar 1 nci sınıfa dahildirler.
i) Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 22.000.000.000 TLyi veya satışlarının tutarı 27.000.000.000 TLyi aşanlar;
Bu gruba; bakkal, kasap, inşaatçı, lokantacı, konfeksiyoncu, imalatçı, ithalatçı vb. sayılabilir.
ii) Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 11.000.000.0000 TLyi aşanlar (otel, sinema, plaj, oyun salonu, nakliyeciler, berber vb.).
iii) Bir ve iki numaralı bentlerde yazılı işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentte yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 22.000.000.000 TLyi aşanlar.
iv) Her türlü ticaret şirketleri (Adi şirketler iştigal nevileri yukarıdaki bentlerden hangisine giriyorsa o bent hükmüne tabidir.)
v) Kurumlar vergisine tabi olan diğer tüzel kişiler (Bunlardan işlerinin icabı bilanço esasına göre defter tutmalarına imkan veya lüzum görülmeyenlerin, işletme hesabı esasına göre defter tutmalarına Maliye Bakanlığınca müsaade edilir.)
vi) İhtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih edenler.
Birinci sınıf tüccar sayılırlar ve bilanço esasına göre defter tutmak zorundadırlar.
Birinci sınıf tacirlerin defter tutma sınırları yıllar itibariyle aşağıda gösterilmiştir.
DEFTER HADLERİ (000.000.- TL.)
| Yıllar |
Mal alışları |
Mal satışları |
İş hasılatı(GSİH) |
(GSİH)5 katı ve mal satıştoplamı |
| 1988 | 0.100 |
0.120 | 0.050 |
0.100 |
| 1989 | 0.150 |
0.180 | 0.075 |
0.150 |
| 1990 | 0.200
| 0.240 |
0.100 | 0.200 |
| 1991 | 0.300 |
0.360 | 0.150
| 0.300 |
| 1992 | 0.450 |
0.540 | 0.225 |
0.450 |
| 1993 | 0.720 |
0.864 | 0.360 |
0.720 |
| 1994 | 1.000 |
1.200 | 0.500 |
1.000 |
| 1995 | 1.500 |
1.800 | 0.750 |
1.500 |
| 1996 | 3.000 |
3.600 | 1.500 |
3.000 |
| 1997 | 5.200 |
6.300 | 2.600 |
5.200 |
| 1998 | 7.200 |
8.640 | 3.600 |
7.200 |
| 1999 | 15.000 |
18.000 | 7.500 |
15.000 |
| 2000 | 22.000 |
27.000 | 11.000 |
22.000 |
ab) İkinci Sınıf Tüccarlar
VUKnun 178inci maddesine göre, aşağıdaki yazılı tüccarlar 2 nci sınıfa dahildirler.
a) 177inci maddede yazılı olanların dışında kalanlar,
b) Kurumlar vergisi mükelleflerinden işletme hesabı esasına göre defter tutmalarına Maliye Bakanlığınca müsaade edilenler.
Yeniden işe başlayan tüccarlar yıllık iş hacimlerine göre
sınıflandırılıncaya kadar 2nci sınıf tüccarlar gibi hareket edebilirler.
İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefin, izleyen yılda
bilanço esasına göre deftere tabi olup olmayacağı, 177nci maddedeki hadleri aşıp aşmadığına göre tespit edilir.
Alış ve satış iadeleri, alış ve satış tutarından düşüldükten sonra kalan tutarı hadlerin belirlenmesinde esas alınır.
b) Sınıf Değiştirme
ba) Birinci Sınıftan İkinci Sınıfa Geçiş
İş hacmi bakımından 1inci sınıfa dahil olan tüccarların durumları aşağıdaki şartlara uyduğu takdirde, bunlar bu şartların tahakkukunu takip eden hesap döneminden başlayarak 2 nci sınıfa geçebilirler.
a) Bir hesap döneminin iş hacmi 177 nci maddede yazılı hadlerden % 20yi aşan bir nispette düşüş olursa, veya;
b) Arka arkaya üç dönemin iş hacmi 177 nci maddede yazılı hadlere nazaran % 20 ye kadar bir düşüklük gösterirse.
Takip eden yılbaşından itibaren ikinci sınıfa geçebilirler.
bb) İkinci Sınıftan Birinci Sınıfa Geçiş
İş hacmi bakımından 2 nci sınıfa dahil tüccarların durumları aşağıda yazılı şartlara uyduğu takdirde bunlar bu şartların tahakkukunu takip eden hesap döneminden başlayarak birinci sınıfa geçerler.
a) Bir hesap döneminin iş hacmi 177 nci maddede yazılı hadlerden % 20yi aşan bir nispette fazla olursa veya;
b) Arka arkaya iki dönemin iş hacmi 177 nci maddede yazılı hadlere nazaran % 20 ye kadar bir fazlalık gösterirse,
Takip eden yılbaşından itibaren birinci sınıfa geçerler.
Bilindiği üzere 29.7.1998 tarih ve 23417 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayınlanan bazı Kanun ve Kararnamelerde değişiklik yapılması hakkındaki 4369 sayılı Kanunun 20. maddesinde; 213 sayılı Kanuna geçici 18. maddeden sonra gelmek üzere eklenen geçici 19. madde ile, İşletme hesabı esasında defter tutan mükellefler diledikleri taktirde, Vergi Usul Kanununun 180. maddesindeki şartlar dikkate alınmaksızın 31.12.2000 tarihine kadar işletme hesabı esasına göre defter tutmaya devam ederler hükmü getirildiğinden, defter tutma sınırları ile ilgili 8.2.1999 tarih ve 16-183 Ek sayılı Genelgenin uygulanmasında bu hususun da göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
bc) İhtiyari Sınıf Değiştirme
İkinci sınıf tüccarlar, isterlerse birinci sınıf tüccar olarak bilanço esasında defter tutabilirler. Bunun yanında yeni işe başlayan tüccarlar, alım-satım ve hasılat tutarları henüz belli olmadığından, ikinci sınıf tüccarlar gibi hareket ederek işletme hesabı esasına göre defter tutabilirler.
Bu suretle birinci sınıfta dahil olanlar hakkında da evvelki maddenin (VUK 180. md.) hükümleri uygulanır.
c) Bilanço Esasına Göre Defter Tutma
Birinci sınıf tüccarlar bilanço esasına göre defter tutarlar. Bilanço esasına göre tutulacak defterler (VUK. md. 182) aşağıda açıklanmıştır.
ca) Yevmiye Defteri
Kayda geçirilmesi gereken işlemlerin (muamelelerin) tarih sırasıyla ve maddeler halinde tertipli olarak yazıldığı defterdir.
Yevmiye defteri ciltli ve sahifeleri müteselsil (bir birini takip eden) sıra numaralıdır. Mükellefler diledikleri takdirde yevmiye defteri ve tutulması zorunlu diğer defterlerini müteharrik (ayrık) yapraklı olarak kullanabilirler.
.
cb) Defterikebir
Yevmiye defterine geçirilmiş işlemleri (kaydedilen bilgilerin) buradan alarak usulüne göre hesaplara dağıtan ve tasnifli olarak bu hesaplarda toplayan defterdir.
cc) Envanter Defteri ve Bilanço Günü
İşe başlama tarihinde ve müteakiben her hesap döneminin sonunda çıkarılan envanterler ve bilançolar kaydolunur ve bu tarihe bilanço günü denir. Envanter defteri ciltli ve sayfaları müteselsil sıra numaralı olur.
cd) Günlük Kasa Defteri
İşletmenin kasa ile ilgili muamelelerinin günü gününe yazıldığı defterdir (01.01.1999 tarihinden geçerli olmak üzere 4369 sayılı Yasanın 82/1-b md. ile tutma zorunluluğu kaldırılmıştır).
Defterin bir tarafına, bir önceki günden devredilen kasa mevcudu, o gün içinde tahsil edilen paralar ve günlük peşin satış tutarları, diğer tarafına ise, o gün içinde yapılan ödemeler, müfredatlı olarak kaydedilir.
ce) Kambiyo Senetleri Defteri (VUK. Mükerrer md. 196)
I inci ve II nci sınıf tacirler ile serbest meslek erbabı; bu faaliyetleriyle ilgili borçları ve alacakları için düzenlenen borç, poliçe, çek ve benzeri kambiyo senetlerine ilişkin bilgileri kaydetmek üzere kambiyo senetleri defteri tutmak zorundadırlar. Birden çok işyeri veya şubenin bulunması halinde her işyeri veya şube için ayrı ayrı kambiyo senetleri defteri tutulur.
Defterin bir tarafına işletmenin alacakları için aldığı veya işetmeye ciro edilen bono, poliçe, çek ve benzeri kambiyo senetleri; diğer tarafına işletmenin borçları için düzenleyip verdiği veya ciro ettiği bono, poliçe, çek ve benzeri kambiyo senetleri, düzenleme veya ciro tarihinden itibaren on gün içerisinde kaydedilir.
Kambiyo senetleri defteri tutma zorunluluğu, 4008 sayılı Yasanın 4 üncü maddesiyle 1.1.95 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe konmuş ve 4369 sayılı Yasanın 82/1-b maddesiyle 1.1.1999 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmıştır.
d) İşletme Esasına Göre Defter Tutma
İkinci sınıf tüccarlar işletme hesabı esasına göre defter tutarlar. İşletme hesabı esasına göre tutulacak defterler (V.U.K. 193) aşağıda açıklanmıştır.
da) İşletme Hesabı Defteri (V.U.K. md. 194)
Sol tarafını gider, sağ tarafını hasılat kısmı teşkil eder.
Gider kısmına: Satın alınan mallar veya yaptırılan hizmetler karşılığında ödenen veya borçlanılan paralar ve işletme ile ilgili diğer bütün giderler kaydolunur.
Gelir kısmına: Satılan mal bedeli veya hizmet karşılığı olarak tahsil edilen paralarla tahakkuk eden alacaklar ve işletme faaliyetinden elde edilen diğer bütün hasılat kaydolunur.
Gayrimenkullar ve tesisat gibi amortismana tabi olan
kıymetler işletme hesabına intikal ettirilmez. Şu kadarki, 189ncu maddeye göre amortisman kaydı tutulmak şartıyla bu kıymetler üzerinden her yıl ayrılan amortismanlar gider kaydolunabilir. Gider ve hasılat kayıtlarının en az aşağıdaki malûmatı (bilgileri) ihtiva etmesi (kapsaması) şarttır.
1) Sıra numarası.
2) Kayıt tarihi.
3) Muamelenin (işlemin) nevi (çeşidi)
4) Meblağı.
db) Günlük Perakende Satış ve Hasılat Defteri. (VUK. md. 194).
İkinci sınıf tüccarlar, günlük perakende satışları ile hizmet karşılığı ve sair surette alınan paraları kaydetmek üzere günlük perakende satış ve hasılat defteri tutmak zorundadırlar. Bu deftere, günlük perakende satışlar ile sair işletme hasılatı günü gününe yazılır.
Perakende satışların günlük tutarları ile sair işletme hasılatı bu deftere, perakende satış fişleri, makinalı kasaların kayıt ruloları, giriş ve yolcu taşıma biletleri ve diğer belgelere dayanılarak topluca yazılabilir.
Anılan defter 4349 sayılı Yasanın 82/1-b maddesiyle, 01.01.99 tarihinden geçerli olmak üzere tutma yükümlüğü kaldırılmıştır.
dc) Kambiyo Senetleri Defteri
Bilanço esasına göre defter tutma kısmının (ce) şıkkında anlatılmıştır.
2- Sınai Müesseselerin Tutacakları Özel Kayıtlar
VUK md. 197ye göre,
1 inci sınıf tüccarlardan devamlı olarak imalat ile uğraşanlar yukarda yazılı defterlerden gayri bir imalat defteri tutarlar.
İmalat defterine, aşağıdaki yazılı emtianın giriş ve çıkış hareketleri, emtianın cinsi ve miktarı itibariyle ve tarih sırasıyla yazılır.
Satın alınan müşteri tarafından imalat yapılmak üzere tevdi olunan her nevi iptidai ve ham maddeler, başlıca yardımca malzeme (doğrudan doğruya imalat ile ilgili yakıtlar gibi);
Yukarıda yazılı maddelerden imalata sarf olunan veya aynen satılanlar;
İmal edilen mamul maddeler;
Teslim edilen mamul maddeler;
Teslimden maksat, Gider Vergileri Kanununa göre bu mahiyette olan muamelelerdir. Yarı mamuller teslim edildiği takdirde, bunlar tam mamul hükmüne girer.
İmalat artıkları ve tali maddeler de imalat defterine geçirilir. Ancak bunlardan imal esnasında miktarlarının tespitine imkan ve lüzum olmayanlar yalnız teslim sırasında kayıtlarda gösterilir.
3- Serbest Mesleklerde Defter Tutma
a) Serbest Meslek Kazanç Defteri
Bu defterin bir tarafına giderler (sol taraf), diğer tarafında (sağ tarafa) hasılat kaydolunur.
Defterin gider tarafına, yapılan giderlerin nevi ile yapıldığı tarih ve hasılat tarafına ise ücretin alındığı tarih ve miktarı ile kimden alındığı yazılır.
Hekimler diledikleri takdirde, yukarıdaki yazılı malumatı protokol defterinde göstermek şartıyla ayrı kazanç defteri tutmayabilirler.
b) Amortisman Kayıtları
Serbest meslek erbabı, işlerinde bir yıldan fazla kullandıkları ve amortismana tabi tuttukları tesisat ve demirbaş eşyanın kıymetleri ile amortismanlarını 189 ncu maddede yazılı şekilde (Envanter defterinin ayrı bir yerinde, özel bir amortisman defterinde veya amortisman listelerinde) tutulan amortisman kayıtlarında gösterirler.
VUKnun 212nci maddesine göre, Noterlerin ve noterlik görevi ifa ile mükellef olanların ve borsa acentalarının resmi defteri kazanç defteri yerine geçer.
4- Zirai Kazançlarda Defter Tutma
Çiftçi İşletme Defteri;
Zirai işletme hesabını ihtiva eden çiftçi işletme defterinin sol tarafına gelir vergisi kanununun ilgili maddelerinde gösterilen giderler, sağ tarafında aynı kanunda gösterilen hasılat kaydolunur.
B- TÜRK TİCARET KANUNUNA GÖRE TUTULMASI GEREKEN DEFTERLER
Türk Ticaret Kanununun 66’ncı maddesine göre,
1) Tacir hükmi şahıs ise yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defteri ve karar defteri.
2) Hususi hukuk hükümlerine göre idare edilmek veya ticaret şeklinde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediyeler gibi amme hükmi şahısları tarafından kurulan ve hükmi şahsiyeti bulunmayan ticari işletmeler ile dernekler tarafından kurulan ticari işletmeler ve bunlara benzeyen ve hükmi şahsiyeti olmayan diğer ticari teşekküller, karar defteri hariç yukarıdaki bentte yazılı defterleri.
3) Tacir hakiki şahıs ise karar defteri hariç olmak üzere birinci bentte yazılı defterleri veya işletmesinin mahiyet ve önemine göre sadece işletme defteri,
Tutmakla yükümlüdürler.
C- DİĞER KANUNLARA GÖRE TUTULMASI GEREKEN DEFTERLER
1- Kamu Kurum ve Kuruluşları ile Özel Kanunlara Göre Kurulan
Teşekküllerin Tutması Gereken Kayıt ve Belgeler
Kendi kanunları ve muhasebe talimatları gereğince tutmak zorunda oldukları defterler ve müstenidatı belgeler tutmaları gereken kayıt ve belgelerdir.
2- Sendikalar ve Konfederasyonların Tutması Gereken Kayıt ve Belgeler
2821 sayılı Sendikalar Kanununun 49’uncu maddesine göre, “Yevmiye”, “Defteri kebir” ve “Karar defterleri” ile müstenidatı belgeleri düzenlemek zorundadırlar.
Kanunun 50’nci maddesinde, 49’uncu maddede sayılan defterlerin her olağan genel kurulu izleyen onbeş gün içinde notere tasdiki zorunlu kılınmış, bu yönüyle de kullanılmadan önce Notere tasdik yükümlülüğü getirilmemiştir.
Kanun metnine göre, olağan iki genel kurul arasında notere tasdik zorunluluğu da bulunmamaktadır.
3- Derneklerin Tutması Gereken Kayıt ve Belgeler
2908 sayılı Dernekler Kanununun 62’nci maddesine göre tutulması zorunlu olan defterlerden,
Notere tasdiki zorunlu bulunan “Karar defteri” ve “Gelir ve Gider” defteri ile müstenidatı belgeler ve Derneğin kuruluşu ile ilgili belgeler.
Kanunda, defterlerin noterden tasdikli olması zorunluluğu getirilmesine karşın, her yıl tasdiki yönünde bir hüküm bulunmadığından, kullanılmadan önce tasdik ettirilmiş olması yeterli görülecektir.
4- Kooperatiflerin Tutması Gereken Kayıt ve Belgeler
1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 89 ncu maddesi uyarınca yayımlanan Kooperatifler, Kooperatif birlikleri, Kooperatif merkez birlikleri ve Türkiye Milli Kooperatifler birliği muhasebe yönetmeliğinin 2 nci maddesinde, kanuni defterlerin, 212 sayılı VUK’nun 182 ve 6762 sayılı TTK’nun 66’ncı maddeleri gereğince tutulması zorunlu defterler olduğu belirtilmiştir.
Anılan kanunlara göre tutulan defterlerden,
Kooperatiflerden, notere tasdiki zorunlu olan “Yevmiye defteri”, “Defterikebir” ve “Karar defteri” ile müstenidatı belgeler.
5- Apartman İşyerlerinin Tutması Gereken Kayıt ve Belgeler
634 sayılı kat mülkiyeti kanununun 32 nci maddesinde, Noterden tasdiki yaptırılmak suretiyle “Karar Defteri” kullanılacağı hükmü getirilmiştir.
Kanunun 36’ncı maddesinde, karar defterinin her takvim yılının bitiminden itibaren bir ay içinde notere kapattırılacağı belirtilmiş, kapattırılma işleminin yaptırılmamış olmasına herhangi bir müeyyide öngörülmemiştir.
Kanunda, defterin her yıl tasdiki gerektiği yönünde de bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu nedenle, kullanılmaya başlanmadan önce notere tasdiki yaptırılan ve ertesi yıllarda da kullanılmaya devam edilen karar defterleri tasdik yönünden geçerli kabul edilecektir.
Gelir ve giderlerin kaydolunması için ayrıca işletme defteri tutulmuş ise bu defterinde karar defterinde olduğu gibi kullanılmaya başlanılmadan önce notere tasdikinin yaptırılmış olması yeterli görülecektir.
6- Noterlerin Tutması Gereken Kayıt ve Belgeler
1512 sayılı Noterlik Kanununun 198’nci maddesine göre çıkarılan Noterlik Kanunu Yönetmeliğinin 46 ncı maddesinde sayılan ve kullanılmadan önce bağlı bulundukları hakimlikçe tasdik edilen defterlerden, aylık gelir ve giderlerin kaydedildiği “Muvazene Defteri” ve müstenidatı belgeler.
Noterler tarafından tutulan defterlerden, personel sicil ve izin sicili defteride tespit edilecek bilgilerin sıhhati bakımından incelenebilir.
Muvazene defteri: Aylık gelir ve giderlerin kaydedildiği defterdir. Karşılıklı iki sayfa olarak kullanılır. Sol sayfasında yevmiye defterinde gösterilen kaynaklarına göre aylık gelirler, sağ sayfasına da aylık giderler yazılır.
Defterlerin her yıl yenileceği veya tasdik ettirileceği hususunda bir hüküm bulunmadığından, hakim tasdiki ile bitinceye kadar kullanılması durumunda tasdik yönünden geçerli sayılacaktır.
7- 1475 Sayılı İş Kanununun 48’nci Maddesi Gereğince Yüzde Usulü ile
Çalışılan İşyerlerinin Tutması Gereken Defterler
Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinin işverenleri, servis karşılığı ve başka isimlerle müşterilerin hesap pusulalarına eklenen veya ayrıca alınan paraları, Bölge Çalışma Müdürlüğü tarafından sayfaları mühürlenmiş ve numaralanmış, son sayfasına tasdik şerhi konulmuş deftere (yüzdelerin belgelendiği defter) günü gününe kaydetmekle ödevlidir.
Kahvehane, lokanta, eğlence yerleri, otel, pansiyon gibi yerlerde, verilen hizmetler karşılığı alınan yüzdeler (paralar) sigortalının-çalışanların hakkıdır.
D- DEFTERLERLE İLGİLİ DİĞER BİLGİLER
1- Defterlerde Kayıt Nizamı
a) Türkçe tutma mecburiyeti (VUK. md. 215 ve TTK md. 66)
Vergi Usul Kanunu ve Türk Ticaret Kanununda, defter ve kayıtların Türkçe tutulması zorunlu kılınmıştır.
Dar mükellefiyet esasında vergilendirilen mükellefler, yabancı ülkelerdeki merkezleriyle ilişkileri yönünden ayrıca yabancı dilde kayıt tutmak durumunda olsalar dahi, kanuni defterlerini Türkçe olarak tutmak zorundadırlar.
Tam mükellefiyete tabi gerçek ve tüzel kişilerin Türkiye dışında yaptıkları faaliyetlere ilişkin defterler, faaliyette bulundukları ülkede ve o ülkenin vergi mevzuatına göre tutulur. Örneğin: Libya’da inşaat taahhüt işleri yapan bir mükellef, Libya’daki defterini, Libya vergi mevzuatına göre tanzim eder. Bu defterlere göre doğacak kar-zarar, tek kalem halinde mükellefin Türkiye’deki defterine intikal ettirilir.
b) Defterlerin Mürekkeple Yazılacağı (VUK. md. 216)
VUK’na göre tutulması zorunlu bulunan defterler mürekkeple veya makina ile yazılır. Bu yazımda, kopye kağıdı, ıstampa ve sair damga aletleride kullanılabilir. Kurşun kalem, kopya kalemi ve diğer renkli kalemler kullanılamaz.
Toplamalar, hesaplar kapatılıncaya kadar geçici olarak kurşun kalemle yazılabilir. Hesaplar kapatıldığında toplamalarında mürekkep kalemle veya makine ile yazılmış olması gerekir.
c) Yanlış Kayıtların Düzeltilmesi (VUK. md. 217)
Yevmiye defteri maddelerinde yapılan yanlışlar ancak muhasebe kaidelerine göre düzeltilebilir.
Diğer bilumum defter ve kayıtlara rakam ve yazılar yanlış yazıldığı takdirde düzeltmeler ancak yanlış rakam ve yazı okunacak şekilde çizilmek, üst veya yan tarafına veyahut ilgili bulunduğu hesabına doğrusu yazılmak suretiyle yapılır.
Defterlere geçirilen bir kaydı kazımak, çizmek veya silmek suretiyle okunmaz bir hale getirmek yasaktır.
d) Boş Satır Bırakılamayacağı ve Sayfaların Yok Edilemeyeceği
(VUK. md. 218).
Defterlerde kayıtlar arasında usulen yazılmaya mahsus olan satırlar, çizilmeksizin boş bırakılamaz ve atlanamaz.
Boş kalan satırlar (kayıt bulunmayanlar) mürekkepli kalemle çizilmek suretiyle, sonradan kayıt yapma imkanını ortadan kaldırmak üzere doldurulmuş sayılır.
Ciltli defterlerde, sıra numarası izleyen sayfalar ciltten koparılamaz.
Tasdikli müteharrik sayfalı yevmiye ve defteri kebir defterlerinin sırası bozulamaz ve sayfaları yırtılamaz.
2- Defterlere Kayıt Süresi (VUK.md. 219)
Muameleler (işlemler) defterlere zamanında kaydedilir.
Bazı durumlarda belgelerdeki bilgilerin defterlere yazımı azami sürelere bağlanmıştır. Buna göre;
a) Günü Gününe Tutulması Gereken Kayıtlar:
Günlük kasa, günlük perakende satış ve hasılat defterleri ile Serbest Meslek Kazanç Defterine muameleler günü gününe kaydedilir (VUK. 219/c)
Bilanço esasına tabi mükelleflerin tuttukları kasa defteri ile işletme hesabı esasına tabi defter tanzim edenlerin günlük perakende satış ve hasılat defterine işlemler günü gününe kaydolunacaktır.
Doktor, avukat, muhasebeci vb. serbest meslek erbabı tarafından tutulan Serbest Meslek Kazanç defteri de günü gününe kayıt yapılacak defterdir.
b) On Güne Kadar Geciktirilerek Yapılabilecek Kayıtlar:
(a) maddesinde belirtilen defterlerin dışında kalan defterler, muamelenin yapıldığı tarihten itibaren 10 gün içinde yazımları yapılacaktır.
c) 45 Güne Kadar Geciktirilerek Yapılabilecek Kayıtlar:
Kayıtlarını devamlı olarak muhasebe fişleri, primanota ve bordro gibi yetkili amirlerin imza ve parafını taşınan mazbut vesikalara dayanarak yürüten müesseselerde, muamelelerin bunlara işlenmesi, deftere işlenmesi hükmündedir. Ancak bu kayıtlar, muamelelerin esas defterlere 45 günden daha geç intikal ettirilmesine cevaz vermez.
3- Hesap Dönemi
VUK’nun 174 üncü maddesinde hesap dönemi açıklanmıştır. Kanundaki hükme göre; defterler hesap dönemi itibariyle tutulur. Kayıtlar her hesap dönemi | | | | |